01 Eylül 2013

Bir inceleme: Romantizmin Keşfi



            Romantizm, aydınlanmaya karşı yapılan ilk saldırı olarak kabul edilir. Aydınlanmanın yadsınmaz kuralları, düzen ve tutarlılık fikri romantik eleştirinin temel noktalarıdır. Romantikler, Aydınlanmanın statik gerçeklik tanımına karşı sonsuzluk fikrini koyarlar. Romantiklere göre evren tüketilemezdir, sonsuzluk fikri derinlik ve tüketilemezlik fikrinden gelir. Bir şey ne kadar derinse bu o kadar tüketilmezliğine erişilemezliğine işaret eder. İnsan da doğa gibi sürekli oluşan ve oluşmaya devam eden eylemler dizisinden, hareket ve oluş dizisinden meydana gelir. Doğa sürekli hareket içerisindeyken Aydınlanma teorisyenleri onu salt bir kalıp içerisinde tanımlamaya çalışması Romantiklerin eleştirilerini kazanır.
Pekâlâ, insan neden oluşur, romantikler ne der. İnsan sonsuz eylemler dizisinden oluşur hatta oluşur derken bile oluşmaya devam etmektedir. Aydınlanmanın düşüncesi yadsınamaz bir tanımlama çabası ise Romantiklerin düşüncesi tanımlamalardan kurtuluşun çabasıdır. Sonuç olarak romantiklere göre evren de insan gibi sonsuzdur. Sonsuzluk düşüncesi ise tüketilemezlik hissinden gelir. Aydınlanmanın yadsınmaz tanımlama isteği ise sınırlı olanı sonlu ve bitimli olanı istemenin göstergesidir. Evren tanımlanamaz, çünkü tanımlama sözcüğü içeriğindeki her şeyi bilme yetkisini elinde bulundurur hâlbuki evren bilme kavramının anlamı gibi içine daldıkça daha çok bilinmeyeni kapsar. Tanımlanan sonludur, kurallıdır ve çabucak tüketilir romantiklere göre. Sonsuzluk düşüncesi romantiklerde tek bir gerçeklik düşüncesine engel olur.
            Sonsuzluk beraberinde özgürlüğü gerektirir. Romantiklerin özgürlük düşüncesi Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi adlı eserinden ileri gelir. Kant, genel ahlak kanununun var olabilmesi için istenç özgürlüğünün olması gerektiğini ileri sürer. Çünkü ancak kişi istenç özgürlüğüne sahip olduğunda bizi ahlaklı kılacak genel-geçer ahlak kanunlarının varlığı mantıklı olabilir. Kant, pratik aklımızın ahlak kurallarına içerdiğini söyler. Ancak ahlak kurallarını uygulayıp uygulamamak yine kişinin elindedir. Buna göre ahlak kanunları yapılmayabileceğinde anlamlıdır. Kant Pratik Aklın Eleştirisi’yle Romantiklerin özgür birey düşüncesine yol verir. Kant, Salt Aklın Eleştirisi aslı yapıtında metafizik sorununa yanıt ararken aklın zaman ve mekân boyutları içerisinde sınırlı olduğunu söyler. İnsan bir nevi nedensellik kanunlarına tabidir. Zaman ve mekân içerisindeki dünyadan sınırlı aklın sınırlarından dışarı çıkamaz. Ancak eylemsellik, kişinin iyiyi ya da kötüyü isteme iradesi kişiyi sınırlı dünyanın ötesine taşıyan doğaüstü bir durumdur. Aynı zamanda bu özgürlük ve zaman ve mekân içerisinde sınırlanmışlıktan kaçış Romantikler için bir kaçış alanını doğurur.
Bu yüzden romantik akımda öne çıkan diğer özellik; özgür irade fikridir. Kişi sonsuz eylemden oluşur ancak o zaman sonsuzun tadına varabilir. Kişi aynı zamanda sonsuz bir kendini-örgütleme ve kendini-yaratma süreciyle dış dünyanın sınırlarına erebilir.
“ Bütün bu uçsuz bucaksız şeyleri kendini-örgütleme ve kendini-yaratma süreci diye görerek sonunda özgür olacaksınız.”
Isaiah BERLİN
Sürekli eylemsellik sadece özgürlüğü ve sonsuzluğu ifade etmez. Eylemsellik kendini-yaratma sürecinin bir parçasıdır. Eylemsellik, kişinin içerisindeki yaratıcı güçleri keşfetmesini sağlar. Kişinin özgürleşmesi demek sınırlı dünyadaki sınırsız benliğe ulaşmasıyla paralellik gösterir. Romantikler hiçbir şeyin önünde başını eğmeyen irade fikrini kanıksarlar. Bunun nedeni iradenin, kişinin nedensellik ilkelerinde değilmiş gibi görünmesini sağlamasıdır. İrade, kendini gerçekleştirebilme, itaatsizlik, bağımsızlık, gurur ne kadar fazlaysa kişinin özgürleşmesi o kadar fazla olacaktır.

            Buraya kadar gelen düşünceler bile kişinin özgürlüğünün sınırlı olduğu gösterebilir. Romantikler sınırlı olanın zaman ve mekân boyutundaki insanın varlığını kabul ederek pratik alana kaçış yaparlar. Ama bundan daha ötesi Romantiklerin salt eylemde bulunan ‘ben’in varlığını kabul ederek kapılarını idealizmle birleştirmesidir. Şeylerin bir yapısının olmadığı ve benliğin düşünsel kaynaklar tarafından belirlediği bir varlık dünyasının kabulü idealizme kapı aralar. Fichte, ‘kendinde şey’ kavramını reddeder, Schopenhauer dünyayı bir tasarım olarak nitelendirir. Bu, sonsuz irade fikrinin bir sonucudur. Şeylerin bir yapısının olmadığı ve dünyanın bizim belirlediğimiz, tasarımladığımız şeklinde olacağı düşüncesi açık bir hayalperestliğe doğru gidildiğine yeşil ışık yakar. Kendinde şey fikri Fichte’den önce Kant tarafından ortaya atılmış bir tanımlamadır. Kant görünen her şeyin bireyin zihni tarafından zaman ve mekâna sokulduğunu söyler. Yani bir insanın gerçeklikte tanımladığı varlıklar zaman ve mekânsız tanımlanamaz. Biz şeyleri zaman ve mekân olmadan düşünemiyorsak onların kendi içinde ve bizim bilemediğimiz bir varlıkları olur. Şeylerin zaman ve mekânda olmayan halleri kendinde şeydir Kant’ın felsefesine göre. Zihnimiz zaman ve mekândan ayrı düşünemediğinden kendinde şeylerin gerçeklikleri bilgimizin dışındadır. Kant, kendinde şeyi gerçek bilgi olarak tanımlar.
Genel olarak romantikliğin izdüşümü bize bunları verir. Ayrıca Novalis, Schelling, Hölderlin, F.Schlegel romantizmin önde gelen temsilcilerinden.  

Kaynakça
Besim Dellaloğlu- Romantik Muamma
Isaıah Berlin- Romantikliğin Kökleri

Hans Joachım Störic- Dünya Felsefe Tarihi