DİPSİZ KUYU
Aşk, insanlık tarihinin en ilkel halidir. Birisini saf ve katıksız sevdiğimizde insanlığın bilişim ve modernliğinden arınmış, korunmasız ve aç bir ilkel insanı oluruz; çünkü aşk bütün art duygulardan ve düşüncelerden sakınmış en ilkel haliyle çıkıverir karşımıza. Eğer aşk, başka duyguları bahane ediyorsa insana o artık çıkmıştır aşklıktan. Aşk, en biricik duyguysa eğer bütün duyguların üstesinden gelir.

Her insanın içinde keşfedilmemiş duygular saklıdır. Onu dışarı çıkartacak insanı bekler. Bir aşk açığa çıkmışsa bir bedende o insanı değiştirir, belki iyi belki kötü yönde. Ama aşk, hiçbir zaman insandan eksiltmez bir şeyleri. Yeni bir duygu katar bene. Bunun içindir ki aşk tekrarı olmayan özeti hiç geçmemiş birinci elden hatta aynısından bir daha hiç olmayacak bir duygudur; çünkü her insan başka yaşar aşkı. Nasıl bu dünyada hiçbir insan benzemez kimseye, o zaman insanlık tarihi boyunca yaşamış tüm insanlar kadar aşk çalabilir kapımızı. Her defasında başka bir duyguyu açığa çıkarır bizde. Ve daha olgun beklide daha şefkatli bakarız insanlara. Kalbimiz kırıldıysa bir aşk yüzünden –ki bu kalp kırılmalarının en derinidir- bizde kalp kıramaz oluruz artık. Çünkü aşk yarası bizde en kapanmaz çivi deliği gibidir. Ne kadar üstünü örtmeye çalışsakta delik kabuk tutar ve faydası olmaz merhemin ilacın.
Ne yaşamışsak aşkta bir benzeri olmayan en derin duyguları yaşarız. Aşk, bütün duyguların birinci elidir. Tüm duygular ondan gelir. Değilleri ondan türemiştir aslını yaşatmak üzere.