Romantizm,
aydınlanmaya karşı yapılan ilk saldırı olarak kabul edilir. Aydınlanmanın yadsınmaz
kuralları, düzen ve tutarlılık fikri romantik eleştirinin temel noktalarıdır. Romantikler,
Aydınlanmanın statik gerçeklik tanımına karşı sonsuzluk fikrini koyarlar. Romantiklere
göre evren tüketilemezdir, sonsuzluk fikri derinlik ve tüketilemezlik fikrinden
gelir. Bir şey ne kadar derinse bu o kadar tüketilmezliğine erişilemezliğine
işaret eder. İnsan da doğa gibi sürekli oluşan ve oluşmaya devam eden eylemler
dizisinden, hareket ve oluş dizisinden meydana gelir. Doğa sürekli hareket
içerisindeyken Aydınlanma teorisyenleri onu salt bir kalıp içerisinde tanımlamaya
çalışması Romantiklerin eleştirilerini kazanır.
Pekâlâ, insan neden oluşur, romantikler ne der. İnsan sonsuz eylemler
dizisinden oluşur hatta oluşur derken bile oluşmaya devam etmektedir. Aydınlanmanın
düşüncesi yadsınamaz bir tanımlama çabası ise Romantiklerin düşüncesi
tanımlamalardan kurtuluşun çabasıdır. Sonuç olarak romantiklere göre evren de
insan gibi sonsuzdur. Sonsuzluk düşüncesi ise tüketilemezlik hissinden gelir. Aydınlanmanın
yadsınmaz tanımlama isteği ise sınırlı olanı sonlu ve bitimli olanı istemenin
göstergesidir. Evren tanımlanamaz, çünkü tanımlama sözcüğü içeriğindeki her
şeyi bilme yetkisini elinde bulundurur hâlbuki evren bilme kavramının anlamı
gibi içine daldıkça daha çok bilinmeyeni kapsar. Tanımlanan sonludur,
kurallıdır ve çabucak tüketilir romantiklere göre. Sonsuzluk düşüncesi
romantiklerde tek bir gerçeklik düşüncesine engel olur.
Sonsuzluk beraberinde
özgürlüğü gerektirir. Romantiklerin özgürlük düşüncesi Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi
adlı eserinden ileri gelir. Kant, genel ahlak kanununun var olabilmesi için istenç
özgürlüğünün olması gerektiğini ileri sürer. Çünkü ancak kişi istenç
özgürlüğüne sahip olduğunda bizi ahlaklı kılacak genel-geçer ahlak kanunlarının
varlığı mantıklı olabilir. Kant, pratik aklımızın ahlak kurallarına içerdiğini
söyler. Ancak ahlak kurallarını uygulayıp uygulamamak yine kişinin elindedir. Buna
göre ahlak kanunları yapılmayabileceğinde anlamlıdır. Kant Pratik Aklın
Eleştirisi’yle Romantiklerin özgür birey düşüncesine yol verir. Kant, Salt
Aklın Eleştirisi aslı yapıtında metafizik sorununa yanıt ararken aklın zaman ve
mekân boyutları içerisinde sınırlı olduğunu söyler. İnsan bir nevi nedensellik
kanunlarına tabidir. Zaman ve mekân içerisindeki dünyadan sınırlı aklın
sınırlarından dışarı çıkamaz. Ancak eylemsellik, kişinin iyiyi ya da kötüyü isteme
iradesi kişiyi sınırlı dünyanın ötesine taşıyan doğaüstü bir durumdur. Aynı zamanda
bu özgürlük ve zaman ve mekân içerisinde sınırlanmışlıktan kaçış Romantikler
için bir kaçış alanını doğurur.
Bu yüzden romantik akımda öne çıkan diğer özellik; özgür irade
fikridir. Kişi sonsuz eylemden oluşur ancak o zaman sonsuzun tadına varabilir. Kişi
aynı zamanda sonsuz bir kendini-örgütleme ve kendini-yaratma süreciyle dış
dünyanın sınırlarına erebilir.
“
Bütün bu uçsuz bucaksız şeyleri kendini-örgütleme ve kendini-yaratma süreci
diye görerek sonunda özgür olacaksınız.”
Isaiah BERLİN
Sürekli eylemsellik sadece özgürlüğü ve sonsuzluğu ifade etmez. Eylemsellik
kendini-yaratma sürecinin bir parçasıdır. Eylemsellik, kişinin içerisindeki
yaratıcı güçleri keşfetmesini sağlar. Kişinin özgürleşmesi demek sınırlı
dünyadaki sınırsız benliğe ulaşmasıyla paralellik gösterir. Romantikler hiçbir
şeyin önünde başını eğmeyen irade fikrini kanıksarlar. Bunun nedeni iradenin, kişinin
nedensellik ilkelerinde değilmiş gibi görünmesini sağlamasıdır. İrade, kendini
gerçekleştirebilme, itaatsizlik, bağımsızlık, gurur ne kadar fazlaysa kişinin
özgürleşmesi o kadar fazla olacaktır.
Buraya kadar gelen
düşünceler bile kişinin özgürlüğünün sınırlı olduğu gösterebilir. Romantikler
sınırlı olanın zaman ve mekân boyutundaki insanın varlığını kabul ederek pratik
alana kaçış yaparlar. Ama bundan daha ötesi Romantiklerin salt eylemde bulunan ‘ben’in
varlığını kabul ederek kapılarını idealizmle birleştirmesidir. Şeylerin bir
yapısının olmadığı ve benliğin düşünsel kaynaklar tarafından belirlediği bir
varlık dünyasının kabulü idealizme kapı aralar. Fichte, ‘kendinde şey’
kavramını reddeder, Schopenhauer dünyayı bir tasarım olarak nitelendirir. Bu, sonsuz
irade fikrinin bir sonucudur. Şeylerin bir yapısının olmadığı ve dünyanın bizim
belirlediğimiz, tasarımladığımız şeklinde olacağı düşüncesi açık bir
hayalperestliğe doğru gidildiğine yeşil ışık yakar. Kendinde şey fikri Fichte’den
önce Kant tarafından ortaya atılmış bir tanımlamadır. Kant görünen her şeyin
bireyin zihni tarafından zaman ve mekâna sokulduğunu söyler. Yani bir insanın
gerçeklikte tanımladığı varlıklar zaman ve mekânsız tanımlanamaz. Biz şeyleri
zaman ve mekân olmadan düşünemiyorsak onların kendi içinde ve bizim bilemediğimiz
bir varlıkları olur. Şeylerin zaman ve mekânda olmayan halleri kendinde şeydir
Kant’ın felsefesine göre. Zihnimiz zaman ve mekândan ayrı düşünemediğinden
kendinde şeylerin gerçeklikleri bilgimizin dışındadır. Kant, kendinde şeyi
gerçek bilgi olarak tanımlar.
Genel olarak romantikliğin izdüşümü bize bunları verir. Ayrıca Novalis,
Schelling, Hölderlin, F.Schlegel romantizmin önde gelen temsilcilerinden.
Kaynakça
Besim Dellaloğlu- Romantik Muamma
Isaıah Berlin- Romantikliğin Kökleri
Hans Joachım Störic- Dünya Felsefe Tarihi

